SULU SEBZE YEMEKLERİ

İnsanoğlunun yüzyıllar boyu arayış içerisinde olduğu yemek çeşitleri her geçen gün katlanarak artıyor. Hemen hemen her kanalın yer verdiği yemek programları, internette çok sayıda bulunan yemek siteleri bunun bir göstergesi. Önemli olan yemek çeşidi olmasa gerek. Ondan alınan vitamin değeri, hazım kolaylığlı ve en önemlisi de lezzeti bence. İşte tam da burada sulu yemek deveye giriyor. Daha hafif olması, sebzenin vitamin değerinin suyuna geçmesi nedeni ile lezzeti herşeye değer. Sebze ağırlıklı yemek yemenin ne kadar yararlı olduğunu bilmeyen yok neredeyse. Buna ev yemekleri demek de doğru bir ifade olacaktır.

 

Üniversite hayatına başlayan çocuklara baktığımızda devamlı olarak dışarıda satılan dost, hamburger, dürüm, pizza gibi fast food yiyecekler yemeleri sonucu sağlıklarının bozulduğunu ve çok fazla kilo aldıklarını görüyoruz. Ben yeni nesil gençlerin bu konuda tembel ve vurdumduymaz olduğunu düşünüyorum. Onlar bence anı kurtaryorlar ve ayak üstü birşeyler atıştırmak onlara o anda kolaymış gibi geliyor. Oysa ki sağlıklarının her geçen gün biraz daha bozulduğunun ve obez olmaya doğru gitiklerinin farkında bile değiller. Obez olmakla birlikte kalp damar hastalıkları, mide bağırsak hastalıkları da kapıda. İşte bur durumu gördüğümüzde sulu sebze yemeklerinin ne kadar önemli olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz. Yapmamız gereken biraz araştırıcı ve biraz da yaratıcı olmak sanırım.

Yemek çeşitlerinin çok fazla olması, insanların dışarıda yemek yemek zorunda kalmaları ya da kolaylarına gelmeleri gibi nedenler sulu yemek yeme şansını azaltsa da bugün baktığımızda sulu ev yemekleri yapan ve sunan lokantaların sayısı da oldukça fazla. Sebze ağırlıklı beslenmek sağlıklı kalmak açısından önemli. Konuyu biraz daha açalım. Et, süt, yumurta gibi gıdalar genel olarak protein ağırlıklı iken, bazı sebzelerde çok fazla vitamin çeşidi varken proteinin de bulunmakta. Örneğin, mercimek fasulye gibi baklagileller. Hem yapımı kolay, hem daha ucuz ve hem de daha lezzetli. Yemek kültürümüzün yeni nesile kesinlikle çok iyi aktarılması ve onlara örnek olunmasının tam da zamanı bence. Midemizi ve bağırsaklarımızı yormanın ne gereği var ki, onca sulu yemek çeşidi varken…Üstelik dışarıdan yenilen sağlıksız yiyecekler sebze yemeklerine göre daha pahalı ve sağlıksız.

Haa yemeği dışarıda mı yemek zorundayız, o zaman illa ki fast food lara mı gitmemiz gerekiyor, illa ki et-tavuk döner, dürüm, neyden yapıldığı belli olmayan salamlı sosisli sandaviçler mi yemeliyiz, güzelim sulu yemekler yapan çok hoş lokantalara gitmek varken. Ben evimde kendi yaptığım yemekleri yemeyi tercih ederim, gerek kullanılan malzemelerin kalitesi, iyi yıkanp yıkanmadıkları ve pişirme yerinin hijyen olup olmadığı benim kafamı meşgul eder hep, ama bu her zaman mümkün olamayabiliyor ve göz görmeyince gönül katlanıyor ne yazık ki. Bir de her sebzeyi mevsiminde tüketmek,  o da çok önemli bir unsur, çünkü yaratılışımız gereği bizim metabolizmamız buna müsait ve buna endeksli. Yazın taze fasulye, kabak, bamya, börülce, patlıcan gibi sebzeler, kış aylarında da lahana, ıspanak, karnıbahar, pırasa gibi yeşil sebzeler, ayrıca nohut, kuru fasulye, mercimek gibi besin değeri çok yüksek baklagiller yemek en doğrusu ve doğalı. Sulu yemeklerin hazmı kolay, olduğu için aynı zamanda zayıflamak isteyenler için de iyi bir diyet Sağlıklı beslenmek ve sağlıklı bir nesil yetiştirmek istiyorsak bu durumu çok iyi bilmeli ve öncelikle gençlerimize birebir örnek olarak onlara bunu çok iyi aşılamalıyız. Sağlıklı olmak, sağlıklı kalmak istiyorsak bunu yapmak zorundayız.